KAMU KURUM VE KURULUŞLARINDA ALT İŞVEREN ÜST İŞVEREN İLİŞKİSİ

YAZI SAHİBİ: STJ. AV. HAMZA ÇELİK, KASIM 2019

4857 sayılı İş Kanunu’nun tanımlar başlıklı 2. Maddesinde kanun koyucu “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.” diyerek asıl işveren- alt işveren ilişkisini açıklamıştır.

Son yıllarda ülkemizdeki kamu kurum ve kuruluşlarının, genellikle maliyet etkililiğini arttırmak, personel eksikliğini gidermek, yönetsel işlevleri daha etkin hale getirmek ve esneklik sağlamak adına özellikle temizlik, güvenlik, bilgi işlem ve yemek gibi yardımcı işleri özel sektör alt işverenlerinden hizmet satın alma yoluyla temin etmesi, giderek artan bir uygulama olarak göze çarpmaktadır.

Kamu işlerinin bir bölümünün alt işverenlere devredilmesi, kamu görevlisi istihdamının azaltılmasına yol açarken, alt işverene bağlı çalışan işçi sayısında önemli ölçüde artışlara yol açmıştır. Kamuda alt işverene bağlı çalışan işçi sayısındaki bu artışa bağlı olarak, bu konuda uyuşmazlıklar da paralel şekilde artış göstermiştir.

İş Kanunu Kapsamında Kıdem Tazminatında Rücu İlişkisi

Kıdem tazminatı; çalışan işçinin hizmet süresi boyunca verdiği emeğin karşılığını almasını sağlayan yasal bir sistemdir.

Alt işveren ile yapmış olduğu iş sözleşmesi uyarınca, Devlet İhale Kanunu’na tabi kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinden sonra bunların dışındaki bir işyerinde çalışırken iş sözleşmesi kıdem tazminatı almaya hak kazanacak şekilde sona erdirilen işçiye, işçinin yazılı talebi olması halinde, kıdem tazminatının kamu kurum veya kuruluşlarında geçen süreye ait kısmı son kamu kurumu veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılması gerektiği İş Kanunu’nun 112. maddesinde düzenlenmiştir.

Bilindiği üzere 6552 sayılı Torba Yasa ile 4857 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve ilgili Yönetmeliğe göre taşeron işçilerin kıdem tazminatı ödemelerinden 2014 sonrasında son kamu kurum ve kuruluşu sorumlu tutulmuştur. Aynı şey 696 sayılı KHK kapsamında taşerondan kadroya geçen işçiler için de geçerlidir.

İş Kanunu’nun 112. maddesine göre kamu kurum ve kuruluşlarının 2014 tarihi sonrası kıdem tazminatı konusunda alt işverene rücu edebilmesi için sözleşme hükmünde açıkça belirtilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin Kararı

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 20.03.2017 tarihli 2017/23144 Esas 2017/5551 Karar sayılı kararında; kamu kurumlarınca taşeron işçilere ödenen kıdem tazminatlarından sadece ilgili kamu kurumunun sorumlu tutulmasını hatalı bulmuş ve o işyerinde hizmet veren taşeron firmaların da (alt işverenlerin de) sorumlu olduğunu belirtmiştir. Verilen bu karar 11.09.2014 tarihli 6552 sayılı Torba Yasa ile 4857 sayılı Kanunda yapılan değişiklikleri ve ilgili Yönetmelik düzenlemelerini yeniden tartışmaya açmıştır.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin verdiği bu karar, esasen taşeron işçilerin kıdem tazminatı ödemelerinden tek başına kamu kurumlarının sorumlu tutulamayacağı yönündedir. Buradan hareketle, 4857 sayılı İş Kanunun 112. maddesinde yapılan düzenlemenin yeterli olmadığı ve asıl işveren-alt işveren sorumluluğunu düzenleyen 2. maddenin de gözden geçirilmesi gerektiği açıktır.

Söz konusu Yargıtay kararı, kamu kurumlarınca yapılan kıdem tazminatı ödemelerine engel teşkil etmemektedir. Mevcut Kanun ve Yönetmelik düzenlemeleri aynen yürürlükte olup, kıdem tazminatı ödemesine hak kazanan taşeron işçilerin bu haklarının ilgili kurumlarca “ivedilikle” yerine getirilmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesi’nin Konuya İlişkin Kararı

Anayasa Mahkemesi’nin 19.09.2019 tarih, 2019/42 Esas, 2019/73 Karar sayılı kararında; kamu kurum ve kuruluşlarının taşeron işçilere kıdem tazminatı ödeme konusunda asıl işverenin, alt işveren işçilerine karşı o işyeriyle olan işleriyle ilgili olarak 4857 sayılı Kanun’dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte müteselsil sorumlu olduğunu belirterek işçilik alacağı olan kıdem tazminatının da bu sorumluluk kapsamında olduğunu belirtmiştir.

Söz konusu kararda, 112. maddenin ilgili hükmü doğrultusunda kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş sözleşmesi sona eren işçilerin kıdem tazminatlarının çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödeneğin yeterli olup olmadığına bakılmaksızın doğrudan işçinin banka hesabına ödeneceğini belirtmiştir.

Bunula birlikte, Kanun’un 112. maddesinde yapılan değişikliğin kamu kurumlarıyla sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı hususuyla ilgili olduğunu, kamu ihale mevzuatına tabi alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında çalışanların kıdem tazminatlarının salt son kamu kurumunda ödeneceğinin öngörülmesinin kamu işverenlerinin alt işverenlere rücu hakkını ortadan kaldırmayacağını belirtmiştir.    

Anayasa Mahkemesi bu kararında, kanunların genel ve nesnel olması gerektiğine vurgu yaparak, eşitlik ilkesi çerçevesinde kanunların ancak kamu yararı amacı güdülerek çıkarılabileceği, hukuki güvenirlik ve belirlilik ilkelerinin sonucu olarak istisnai durumlar dışında kanunların yürürlük tarihinden önceki işlemlere uygulanamayacağı, alt işverene rücu edileceğine dair bir düzenleme yer almasa da kamu idarelerinin yarı yarıya rücu hakkına sahip olduğuna kanaat getirerek belirtilen sebepler doğrultusunda Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğunu belirterek ilgili hükmün iptalini istemiştir.

<p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial">Anayasa
Mahkemesi’nin 19.09.2019 tarih, 2019/42 Esas, 2019/73 Karar sayılı kararında;
kamu kurum ve kuruluşlarının taşeron işçilere kıdem tazminatı ödeme konusunda
asıl işverenin, alt işveren işçilerine karşı o işyeriyle olan işleriyle ilgili
olarak 4857 sayılı Kanun’dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu
toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte
müteselsil sorumlu olduğunu belirterek işçilik alacağı olan kıdem tazminatının
da bu sorumluluk kapsamında olduğunu belirtmiştir.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial">Söz
konusu kararda, 112. maddenin ilgili hükmü doğrultusunda kıdem tazminatına hak
kazanacak şekilde iş sözleşmesi sona eren işçilerin kıdem tazminatlarının
çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödeneğin yeterli olup
olmadığına bakılmaksızın doğrudan işçinin banka hesabına ödeneceğini
belirtmiştir.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial">Bunula
birlikte, Kanun’un 112. maddesinde yapılan değişikliğin kamu kurumlarıyla
sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı hususuyla ilgili olduğunu, kamu ihale
mevzuatına tabi alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında çalışanların kıdem
tazminatlarının salt son kamu kurumunda ödeneceğinin öngörülmesinin kamu
işverenlerinin alt işverenlere rücu hakkını ortadan kaldırmayacağını
belirtmiştir.    <o:p></o:p></span></p><p>





</p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial">Anayasa
Mahkemesi bu kararında, kanunların genel ve nesnel olması gerektiğine vurgu
yaparak, eşitlik ilkesi çerçevesinde kanunların ancak kamu yararı amacı
güdülerek çıkarılabileceği, hukuki güvenirlik ve belirlilik ilkelerinin sonucu
olarak istisnai durumlar dışında kanunların yürürlük tarihinden önceki
işlemlere uygulanamayacağı, alt işverene rücu edileceğine dair bir düzenleme
yer almasa da kamu idarelerinin yarı yarıya rücu hakkına sahip olduğuna kanaat
getirerek belirtilen sebepler doğrultusunda Anayasa’nın 10. maddesine aykırı
olduğunu belirterek ilgili hükmün iptalini istemiştir.<o:p></o:p></span></p>

SONUÇ

İş Kanunu’nun 112. maddesi her ne kadar rücu konusunda açıkça bir hüküm ortaya koymamış olsa da Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin yukarıda bahsedilen kararında belirsizliğin çözümüne yönelik örnek bir karar verilmiştir. Bu karar ilk bakışta kanun hükmüyle çelişiyor gibi görünse de Yargıtay, Kamu Kurum ve Kuruluşları ile taşeron firmaların ilişkisini temel hükümlerde açıklanan alt işveren-asıl işveren ilişkisi çerçevesinde yorumlamıştır.

Anayasa Mahkemesi de İş Kanunu’nun 112. maddesini hukukun temel ilkeleri çerçevesinde inceleyerek kanunların genel ve nesnel olmasına vurgu yapıp; ilgili hükmün, eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söylemiş ve iptalini istemiştir. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarının asıl işveren- alt işveren ilişkisi çerçevesinde işçilerin kıdem tazminatını ödemekle müteselsilen sorumlu olduğu ve taşeron firmalara rücu yolunun kapatılmasının nesnel ve makul bir nedene dayanmadığını belirtmiştir.

Kaynakça

           SÜZEK, Sarper, Alt İşveren İlişkisinin Kurulması, Legal İHSGHD

           KAPLAN, Tuncay, Asıl İşveren – Alt İşveren İlişkisinde Muvazaalı İşlem Sorunu

HEKİMLER, Alpay, Asıl işveren- Alt İşveren İlişkisinin 4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamındaki Yasal Çerçevesi

GÜNAY, Cevdet İlhan, İş Hukuku

TANKUT, Centel, İş Hukuku

KORKUSUZ, Murat Halit, Asıl İşveren ile Alt İşverenin Müteselsil Sorumluluğu

KARAMAN, Rıza, Yargıtay, “KIDEM TAZMİNATINDAN TAŞERON FİRMA DA SORUMLU” Dedi. Çok Sayıda Rücu Davası Açılabilir!

GÖRMÜŞ, Ayhan, Kamu Kurumlarında Hizmet Alımı Yoluyla İstihdam Edilenlerin Kıdem Tazminatı Sorunu

İletişim

Nasuh Akar Mahallesi 1404. Sokak No: 18/31 Trio Suit, Çankaya/ ANKARA

Takip Et

Duyurulardan haberdar olmak için lütfen e-posta adresinizi girin ve abone olun.